Günaydın Bayan Merkel!

Ana Sayfa
22 Şubat 2016 Pazartesi
H. Yahya Şekerci
huseyinyahya@millet.com.tr
Suriye’de yaşanan savaşın yanı sıra mülteciler krizi belirleyici bir hal almış durumda. Özellikle Avrupa’ya giden, gitmek isteyen Suriyeli mülteciler batının eteklerini tutuşturdu. Önceleri meseleyi hafife alan batıdan artık daha ‘ciddi’ açıklamalar geliyor. Tabi bu ciddiyetin arka planında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otobüsler, uçaklar boşuna durmuyor, gerekirse açarız sınır kapılarını mealindeki çıkışının önemli bir etkisi de var.

Başa dönelim. Türkiye ne diyordu Suriye konusunda;

1- Güvenli bölge oluşturulacak.

2- PYD, YPG gibi yapılanmalar tıpkı IŞİD gibi terör örgütleri olarak kabul edilecek.

3- Esed’siz bir geçiş süreci temin edilecek.

Bunları ifade eden Türkiye, temelde iki bakımdan eli güçlü bir şekilde çağrı yapıyordu dünyaya. İlki, savaşın Türkiye’nin hemen güney sınırında gerçekleşmesi hasebiyle tehdit edici boyutlarının giderek artması. İkincisi de Türkiye’nin kabul ettiği üç milyon mültecinin varlığı.

Özellikle güvenli bölgeye ilişkin uluslararası camiaya defalarca teklif verdi Türkiye. Kriz devam ederken en azından insani yardımların rahatça Suriye içlerine sokulabilmesi, sivil kayıplarının önüne geçilebilmesi ve muhtemel bir ateşkes ve barış süreci için model teşekkül ettirilmesi adına ısrar edildi. Tüm çabalara rağmen sonuç alınamadı. Batı, üç maymunu oynamaktan öteye herhangi bir hamle yapmadı.

Geride bıraktığımız hafta içinde Almanya Başbakanı Merkel, Brüksel’deki Avrupa Birliği Zirvesi’nden sonra konuştu. Bu konuşmasında Merkel, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmasını istediği güvenli bölge tezine destek verdi. AB’nin dinamo ülkesi Almanya’nın başındaki zatın bu destek açıklamasını yapması oldukça önemliydi. Almanya’nın AB içindeki kritik rolünü hesaba katarsak ne demek istediğimiz daha net anlaşılacaktır.

Neden şimdi?

Angela Merkel’in güvenli bölge tezine destek vermesi ‘zamanlama manidar’ dedirtecek türden. Zira yıllardır Türkiye’nin feryadına kulak tıkayan batının, söz konusu teze destek açıklaması mültecilerin kendi ülkelerini de ‘tehdit’ edecek bir düzeye gelmiş olmasına rastlıyor.

Geçtiğimiz günlerde ‘dünya korku haritası’ başlığıyla bir araştırma yayınlandı. Sonuçları ise oldukça ilginç; buna göre Avrupa’nın en çok korktuğu şey göçmenler. Aynı listede Türkiye’nin ise terörden korktuğu ifade edilmiş. Sanırım bu veriler Almanya üzerinden somutlaşan yeni adımların sebeb-i hikmetini açık ediyor.

Kısacası batı kendine yönelik bir tehdit algıladığı zaman harekete geçiyor. Şimdi, bu durumda sormak lazım... Ey batı bir sorunun sorun olarak kabul etmek için sana da sorun teşkil edecek bir hale mi gelmesi lazım. Sana zarar ya da tehdit gelmedikçe o şey sorun olmuyor mu? Görünüşe bakılırsa, bu iki sorunun cevabı, batı nezdinde ‘evet’ şeklinde.

Umarım Türkiye’nin bölgedeki denklemlere dair uyarıları iş başa düşmeden fark edilir. Bölge kaynıyor. Türkiye bu meselenin temel unsurlarından biri. Bu meseleye dair en çok bedel ödeyen ülke Türkiye. Kabul edilsin ya da edilmesin durum bu. Dolayısıyla bölgeye dair alınacak herhangi bir karar Türkiyesiz sağlıklı olamaz. Türkiye’nin, bizatihi bu havzanın, bu medeniyetin taşıyıcısı bir memleket olarak Türkiye’nin bölgeye dair uyarılarının ne kadar kıymetli olduğu acı da olsa geç de olsa anlaşılıyor; anlaşılmalı vesselam. 
DİĞER YAZILARI
29.2.2016 Basınımızda güzel şeyler de oluyor
 

24.2.2016 Kilis’in Nobel adaylığını desteklemiyorum
 

22.2.2016 Günaydın Bayan Merkel!
 

19.2.2016 Şüpheli aramaya lüzum yok!
 

17.2.2016 Muammaya yolculuk
 

15.2.2016 Türkiye batıyı korumak zorunda mı?
 

10.2.2016 Batının İnsanlıktan Anladığı!
 

3.2.2016 PYD/PKK çizgisinin samimiyetsizliği
 

2.2.2016 Herkesin adamı PYD
 

24.12.2015 Devrimci şiddet!
 

11.12.2015 Nobel ritüelleri ve bizimkiler
 

23.11.2015 Camianın ağabeyi başkanlık koltuğunda
 
ÖNE ÇIKAN HABERLER
YAZARLAR
sayaç
Millet Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FESK ve Basın Kanunundan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş. ' aittir. İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.