Kilis’in Nobel adaylığını desteklemiyorum

Ana Sayfa
24 Şubat 2016 Çarşamba
H. Yahya Şekerci
huseyinyahya@millet.com.tr
Suriyeli mültecilere kapılarımızı, gönüllerimizi hatta hanelerimizi açtık. Son yıllarda ‘mülteciler’ başlığını taşıyan yüzlerce binlerce gelişmeyi takip ettik. Kilis ise mültecileri barındırma noktasında sembol oldu. Nüfusundan fazla bir kitleye ev sahipliği yapıyor Kilis. Bu kolay bir şey değil. Şehirdeki her kesim, mültecilerin memleketlerinden ayrı düşmelerinden dolayı ortaya çıkan durum karşısında bir teselligâh oluyor.

Muhacirlerin memleketimize/memleketlerine gelmeye başladığından itibaren altı kalınca çizilen bir husus var: Kardeşlik. Evet, devleti idare edenlerden alt kademelere kadar birçok insan aynı vurguyu yapıyor. Suriye’nin aslında Türkiye’den başka bir yer olmadığına, kültürün, aile yapısının ortak olduğuna, suni sınırların bir anlamı olmadığına dair sözler sarf ediyorlar. Haklılar da.

Mültecilere dair oluşan motivasyon, İslam Medeniyeti’nin yeniden anlaşılması için de büyük bir nasip aslında. Zira o kardeşlerimiz üzerinden kendi benliğimizi, Osmanlı’yı hatırlıyoruz. Büyük devlet oluşumuza ilişkin fikirlerimiz güçleniyor. Buraya kadar tamam ama... Kilis ve Nobel sözcükleri yan yana geldiğinde sizce de iğreti durmuyor mu Yani Kilis’i Nobel’e aday göstermek makul bir şey mi?

Meselenin iki boyutu var. İlki ‘neden aday gösterildi’ diye sorulduğunda verilen cevap. Ne diyorlar? Mülteciler meselesinin dünya gündemine daha fazla girmesi ve az ya da çok mülteciler konusunda bir iyileştirilmenin temin edilmesi.

İkincisi ise Nobel’in neyi temsil ettiği, adaylık sürecine girilirken bu durumun bir batıdan medet ummaya dönüşüp dönüşmeyeceği.

İlk boyut iyi niyetli bir hareket olabilir. Yani mültecilere dikkat çekerek onların hayat şartlarını iyileştirmeye dönük bir gayret elbette es geçilemez. Ancak batı nazarında yeterince gündemde değil mi zaten mülteciler? Hatta öyle ki ‘dünya korku haritası’ başlığıyla yapılan bir araştırmaya göre, Avrupa’nın en çok korktuğu şey göçmenler olacak kadar gündemde değil mi. Kaldı ki bu hareket neticede ‘ey batı bizi görün, bize yardım edin’ şeklinde bir talebe dönüşmeyecek mi?

NOBEL BATININ SEMBOLÜ

İkincisi de şu: bir taraftan ‘ensar bilinciyle’ hareket ettiğimizi, kardeş olduğumuzu, mültecilere kapılarımızı açmamızın dini bir vecibe, vazife olduğunu söylerken, cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık makamlarınca mülteciler konusu da başta olmak üzere, batının samimiyetsizliğine dair sert eleştiriler yapılırken, batının sembolü haline gelmiş Nobel’e müracaat etmek bir çelişkiyi ifade etmiyor mu? Nobel’i alarak ‘batı bize aferin dedi’ mi diyeceğiz?

Nitekim yukarıda da vurguladığım gibi Nobel bir şeyi temsil ediyor. Sadece fotoğrafı hatırlayalım; Nobel’in kim olduğuna girmeden. Örneğin Aziz Sancar’a ödülün verildiği fotoğrafı... Helen-Pagan batı kültürüne dair ne ararsan var o fotoğrafta. Batı, İsviçre üzerinden Nobel diye bir marka oluşturmuş ve uygarlığını yeryüzünün geri kalanına tanıtıyor. Durum bu. İsviçre çikolata, saat satarak değil Nobel ile ‘marka değeri’ oluşturuyor PR yapıyor.

Tüm bunlarla birlikte Suriye’deki krizin en önemli faillerinden biri batı değil mi? Hem Suriye’de Esed’den yana aldığı tavır alarak zulme ortak olan, hem de mülteciler konusunda yaptıkları onları zalim kılmıyor mu? Bu durumda Nobel’e başvurmak, mazluma yardım ettiği için zalimin iltifatına mazhar olmak gibi bir hesap hatasına sürüklemez mi bizi? Son soru da şu: Peki ödülü vermezlerse ne diyeceğiz?

Kimse kusura bakmasın ama bu gaflettir, yanlıştır.
DİĞER YAZILARI
29.2.2016 Basınımızda güzel şeyler de oluyor
 

24.2.2016 Kilis’in Nobel adaylığını desteklemiyorum
 

22.2.2016 Günaydın Bayan Merkel!
 

19.2.2016 Şüpheli aramaya lüzum yok!
 

17.2.2016 Muammaya yolculuk
 

15.2.2016 Türkiye batıyı korumak zorunda mı?
 

10.2.2016 Batının İnsanlıktan Anladığı!
 

3.2.2016 PYD/PKK çizgisinin samimiyetsizliği
 

2.2.2016 Herkesin adamı PYD
 

24.12.2015 Devrimci şiddet!
 

11.12.2015 Nobel ritüelleri ve bizimkiler
 

23.11.2015 Camianın ağabeyi başkanlık koltuğunda
 
ÖNE ÇIKAN HABERLER
YAZARLAR
sayaç
Millet Gazetesi internet sitesinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FESK ve Basın Kanunundan kaynaklanan her türlü hakları Koza İpek Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş. ' aittir. İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.